Nihayet! Cübbeli Ahmet Hocaya kendi cemaati de isyan etti | ''Cübbeli Ahmet Hoca cemaatimize ve Efendi Hazretlerine zarar vermektedir.''

süleymancılar, süleymanlılar, arif ahmet denizolgun, mehmet fahri sertkaya, cübbeli ahmet hoca, marifet derneği, ismailağa cemaati, muhammed keskin, akademi dergisi, fitne, hadis uydurmacılığı, recep tayyip erdoğan,


Son zamanlarda iyice çirkin ve samimiyetsiz tavırlar sergileyen, özellikle 15 Temmuz darbe tiyatrosundan sonra Erdoğan'dan talimat almış gibi tuhaf ve aşırı dikkat çekici çıkışlar yapan, toplumun büyük kesiminde hızla itibar kaybeden, gerçek dışı iddialar ve iftiralar ile herkesi hatta cemaatleri bile birbirine düşüren, istediği herkes hakkında hakaretlere, iftiralara varan cümleler kuran ama buna rağmen herkesi kendisine ve değerlerine hakaret etmekle suçlayan, istediği kişileri keyfine göre müfteri, alçak, namussuz, yalancı, iç ve dış güçlerin adamı ilan edip arkasına hiçbir delil getiremeyen, karşılığı verilip aciz düşürülünce çark eden, çark ettikçe geri vitese de takıp özürler dileyen, biraz zaman geçtikten sonra yine de aynı çirkin tavırlarını sürdüren, ilmi meselelerde de keyfine göre konuşan, vahim manevi cinayetler işleyip duran, siyasetçilerin oyuncağı olan ve Süleymanlı cemaatinin büyüklerinin uzan yıllardır ''münafık'' dediği Cübbeli Ahmet'e, kendi cemaati de nihayet çok gecikmeli de olsa tavır aldı. 



Marifet Derneği'nin bu çıkışını, gerektiği kadar sert ve kararlı görmesek de, çok gecikmeli bulsak da yine de müslümanların ve memleketin faydasına görüyoruz. İyice büyüyen bir fitneye gecikmeli de olsa faydalı bir müdahale olarak değerlendiriyor ve devamını da bekliyoruz ve devamını da fisebilillah destekleyeceğiz. İşte İsmailağa cemaatinin Marifet Derneği'nin Cübbeli Ahmet Hoca(!) hakkında sosyal medya sayfasında paylaştığı o yazı:


Marifet Dergisi 49. Sayısında yayınlanan Abdülfettah Kevseri Hocaefendi’nin “İŞLERİN EN HAYIRLISI ORTA OLANLARIDIR” başlıklı makalesi…

İŞLERİN EN HAYIRLISI ORTA OLANLARIDIR

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…

Cübbeli Ahmet Hoca'nın Hadis ilmi garabeti

Rabbimizin rahmeti, bereketi, mağfireti Allah Rasûlünün şefaati tüm müslümanların hassaten hadis ilmi ile iştigal eden ve hadisi sevenlerin üzerine olsun.

Ehlisünnetin üç tane ana omurgası vardır. Bunlar ilim, irfan ve hikmettir. Diğer adıyla Şeriat, Tarikat ve Hakikattır. Bu ana omurgayı oluşturan en önemli ayak ilim ayağıdır. İlmin de merkezi hadistir. Hadis ilminden diğer ilimler türemiştir. Fıkıh, tefsir, İslam Tarihi, hatta Akaid hadis ilmi ile bağlantılıdır. Hadis ilmi şeriatın öğrenilmesi için değişmez olan en önemli unsurdur. Hatta şöyle diyebiliriz ki hadis ilmi olmadan Şeriat olması mümkün değildir. Çünkü hadis ilmi Allah Rasûlü Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in hayatı, ameli içtihatları ve Şeriatın oluşturduğu her şeydir. Bu dinin (yani Ehlisünneti) yıkılması ancak hadis ilminin hafife alınması ile mümkün olabilir. O yüzden Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadis ilmi ile iştigal eden kişilere halifelerim demiştir. 

Maalesef cemaatimizin içerisindeki yetişen bir hoca kardeşimiz hadis ilmini hafife alan garip bir açıklama yapmıştır. İlk önce biz kendisini hadis âlimlerinden bir özür dilemeye davet ediyoruz. Tefsir derslerinin ilk dersinde takriben 40 dakika hadis ilmini hafife alacak, tasavvufla hadis ulemasını karşı karşıya getirecek söylemlerde bulunmuştur. Bu kendisinin hadis ilmindeki bir garabetidir ve bu konuda yeterli bilgisinin olmadığının bir işaretidir. 

Tasavvuf ilmi Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in sünnetinin yaşantı şeklidir. Tasavvuf ve Sünnet ilimlerinin birbirinden ayırt edilmesi asla doğru değildir. Tasavvuf sünnetin-hadisin hayata yansımasıdır ve ana kaynağı Allah Rasûlünün ve ashabın hayatıdır. Tasavvuf ilmi ile Hadis ilminin bu hoca efendi tarafından sanki karşı karşıya getirilmesinin ne tarihin derinliklerinde ne de ilmi derinliklerde bir haklılık payı olması mümkün değildir.

Bu zamana kadar malum hocamızın hadis ilmi ile alakalı ve hadislerle yaptığı sohbetlerindeki yanlışlıklara dair cemaat içi tartışmaların olmaması için susmayı tercih etmiştik. Fakat hocamızın hadis ilmini ehil bir hoca efendiden tahsil etmemesi sebebiyle doğru ve yanlışların birbirine karışması at izi ile it izinin karışması gibi olmuştur.

Sohbetinde “Ben olsam hadis usulü okutmam.” demesi hoca efendinin apayrı bir garabetidir. “Onlar hadis usulü okusun, Ben de onları dokuturum.” demesi hadis ilmi ile iştigal eden hoca efendileri aşağılama ve Peygamber Efendimizin ‘Halifelerim’ dediği bu mübarek zevatı küçümsemedir. “Hadisçiliği rıhlecilik kafasıyla yaparsak…” demesi hadis ilimlerinin hangi yolla alındığını ve nasıl öğrenildiğini bilmemesi anlamına gelir. Bir İmam Buhari var ise rihle (hadis öğrenmek için farklı beldelere yolculuk yapmak) yoluyla olmuştur. Bir İmam-ı Müslim’den söz ediyorsak hadis ilmini rıhle yaparak elde etmiştir. Koca müctehid Ahmet bin Hanbel’in bir hadis-i şerif için binlerce kilometre uzağa gittiğini unutmamak gerekir.

Cerh ve tadil ilmini küçümseyerek gıybet sayması ve okutulmasını doğru bulmuyorum demesi aslında bütün ilimlerin cerh ve tadil sebebiyle ıslah olduğunu bilmediğini gösterir. Allah-u Teâlâ (Celle Celalühü) Kuran-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:

“Ey iman etmiş olan kimseler! Eğer (günahtan sakınmayan, dolayısıyla yalan söylemeyeceğine emin olunamayan) bir fasık kişi size önemli bir haber getirecek olursa, (onun mahiyetini) iyice araştırın ki; (suçsuz)bir toplumu bilgisizce musibete uğratırsınız da, (suçsuzlukları ortaya çıktıktan) sonra (onlar hakkında) yapmış olduğunuz şeye karşı pişman olan kimselere dönüverirsiniz.” (Hucurat:6)

Hadis-i şerif'te Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuşlardır: “Allah, bizden herhangi bir şeyi işiten ve işittiği gibi de tebliğ eden, başkalarına aktaran kişinin yüzünü ak eylesin. Çünkü tebliğ edilen kişili benden işiterek tebliğ edenden daha anlayışlı ve kavrayışlı olabilir.” (İbni Mace; Mukaddime) Cerh ve tadil ilminin aslında sahabe döneminden itibaren başladığını görmekteyiz. Ashab-ı Kiram kendi aralarında işittikleri bir hadisi şerif için şahit getirilmesini isterlerdi. Hazreti Osman (Radıyallahu Anh) döneminden itibaren fitne başlayınca ilk ıslahat çalışmaları da meydana çıkmıştır. İsnad ilminin ortaya çıkmasını Muhammed ibni Sirin şöyle açıklamıştır: “Önceden isnat sorulmazdı. Fitne olayı ortaya çıkınca ‘Ravilerinizin isimlerini bize söyleyin.’ demeye başladılar. Bu suretle sünnet ehlinden olanların hadisleri alınır, bidat ehlinin hadisleri ise alınmazdı.” (Müslim; Mukaddime) Dört mezhep uleması fıkhi görüşlerini ortaya koyarken ravilerin durumlarına hassaten dikkat ederlerdi. Hatta İmam-ı Azam Ebu Hanife (Rahimehullahu Teâlâ) bir ravinin hadisinin alınabilmesi için tahammül ve eda arasındaki geçen zaman diliminde kesinlikle bir harf dahi olsa hadis metninin değiştirilmemesi şartını koyardı. Cerh ve Tadil ilmi sadece hadis ilminin değil aynı zamanda fıkıh ilminin de ana arterlerinden biri olagelmiştir.

Tasavvuf uleması bile bile mevzu hadisleri kitaplarına almamışlardır. Çünkü mevzu olduğu bilinen hadisleri kitaplara almak halkın arasında mevzu hadisleri yaymak demektir ki haramdır. Hiçbir şekilde Tasavvuf ulemasını mevzu hadisleri yaymaya çalışmakla itham etmek doğru değildir. Bile bile hiçbir âlim ve Allah dostu uydurma olan bir sözü ‘Allah Rasûlü böyle dedi’ diyerek nakletmez. Fakat mezkûr hoca efendi sanki tasavvuf kaynaklarının uydurma hadislerle dolu olduğunu ima edercesine “Hadis ilmi ile kendi kaynaklarımızı ortadan kaldırmayalım.” demesi hakikatle bağdaşmayan bir ifadedir. Zira tasavvuf ilminin ana kaynağı sünnettir, uydurma hadisler değildir.

Hoca efendinin uydurma hadisler ile amel etmenin meşruiyetini savunması haramın helal yapılması olmaz mı? Uydurma hadislerle amel etme noktasında Efendi Hazretlerimizi kendisine ortak etmesi ve sanki Efendi Hazretlerimiz hakkında uydurma hadislerle amel ediyor intibası vermesi kesinlikle doğru bir tavır değildir. Senelerce Efendi Hazretlerimizin sohbetlerinde bulunan birçok hoca efendiye bu durumu sorduğumuzda Efendi hazretlerimizin mevzu hadislerle amel etmediğini fakat kitaplarda bulunan ve kaynağı bulunamayan hadisler noktasında âlimlere itimat ederek kitaplara aldığını ve sohbet ettiğini söylemişlerdir.

Bizler Efendi Hazretlerimizin iznini alarak hadis ilmini öğrendik ve icazetini aldık. Nurettin boyacılar hocamızdan hadis ilmi icazetini alan bütün arkadaşlarımız Efendi Hazretlerimizden izin alarak bu ilmi öğrenmişlerdir. Bu ilmin onaylayıcısı kısacası Efendi Hazretlerimizdir. Aksi tavır vehhabi anlayışın ekmeğine yağ sürmektedir. Ankara ekolü ve modernist ilahiyatçılar tarafından bu hadis ilmi anlayışı ile alay edilmesi cemaatimizin bir hocası olarak bizleri derinden yaralamıştır. Ayrıca hadis uydurmaya delil olarak Müslim’de geçen sahih bir hadisin dayanak gösterilmesi tasavvuf düşmanlarını çokça sevindirmiştir

Efendi hazretlerimizin cemaati sünnete ittiba noktasında nasıl ferid ise hadis ilmi noktasında da ferid olmaya başlamıştır. Biz isteriz ki bütün hocalarımız Ehlisünneti müdafaa noktasında sağlam bir çizgide olsun. Hadis âlimlerini tenkid eden değil hadis âlimlerinin görüşünü alan, hadis ilmine önem veren hoca efendiler olarak bilinmelerini isteriz.

Hadis âlimlerinin sıkıntılı insanlar olarak tanımlanması bütün hadis âlimlerinden özrü gerektirir. Bu sözün açılımı İmam Buharî’nin, İmam Müslim’in, Ahmed bin Hanbel’in, İmam Malik’in sıkıntılı kişiler olduğunu gösterir. Haşa niyetinin bu olmadığına inanmak isteriz. 

Sözün özü; Cübbeli Ahmed Hocamızın hadislere bu şekilde yaklaşımı cemaatimize ve Efendi Hazretlerine zarar vermektedir. Kendi görüşünün cemaatimizin görüşü olmadığını bilmesi gerekir. Efendi Hazretlerimizin ismini kullanarak görüşlerini cemaatimize dikta etmesi yanlıştır. Efendi Hazretlerimizin yolu Ehlisünnet ulemasının yolundan gitmektir. Efendi hazretlerimiz ilim, irfan ve hikmeti birleştiren nadir bir şahsiyettir. Hiçbir şekilde zahiri ilmin dışına çıkmamış İslam âlimlerini herkesten üstün tutmuştur. Cübbeli Ahmed hocaya da yakışan Efendi Hazretlerimizin yolundan gitmektir. Bizler Efendi Hazretlerinden böyle görmedik. O her sohbetinde Buharî’den en az üç hadis-i şerif okurdu. Onu taklid etmek en münasibi değil mi? Sevgili Sultanımızı aşıp da her bulduğu kitaptan nakiller yapmak ne kadar doğrudur? Büyüklere laf söyletmek hoş bir şey değildir. Hadd-i vasatı muhafaza etmek lazımdır. Tarikat arbabı-mensubu olarak da meşrebe riayet etmek, mürşidin izine uymak en doğru olanıdır. Uydurma hadislerle insanların İslam’a meyledeceğini zannetmesi sadece kendisini aldatır. İnşallah bu hatasından en kısa zamanda döner. Haddi aşmamak lazımdır.

Kalın sağlıcakla...

***

Hoca demekten imtina ettiğimiz Cübbesi çıkasıca Ahmet, Akademi Dergisine ve ben Mehmet Fahri Sertkaya'ya da son derece çirkin bir üslup ve gerçek dışı iddialar hatta iftiralar ile saldırmış, kendisine karşı yaptığım yayınlardaki iddialara, ispatlara dair bir şeyler söylemek ya da yazmak yerine, beş koca sene görmezden geldikten sonra tantana çıkararak ve herkesi hatta cemaatleri bile birbirine katarak kendini kurtarmak istemişti. Her şeyi de eline yüzüne bulaştırmış, sadece birkaç gün sonra özürler dilemek zorunda kalmıştı. Süleymanlılar cemaatinden özür dilerken bile şahsıma ve dergime karşı hakaretler, iftiralar savurmaktan ve beni topluma hedef göstermekten geri de durmamıştı. Oysa kendisine ya da değerlerine hakaretler, küfürler savurduğum iddiasının ispatına dair de gık edememişti. Önce son derece samimiyetsiz ve art niyetle saldırıp, sonra yine samimiyetsizce özürler dilediği o iki videoyu izleyenler, ilim ehli olmasalar bile Cübbeli Ahmet'in gerçek yüzünü görebilmişlerdi. Özür videosundaki iddialarının da ciddi bir kısmı gerçek değildi. Süleymanlılar cemaati ne bana ne dergime bir dava açtı. Ne beni ne de dergimi yasakladı.

Cübbeli Ahmet Mahmut Ünlü, uzun süre beraber hareket ettikleri Ebubekir Sifil ile de yollarını tantanalı şekilde ayırmıştı. Yollarını ayıran bu ikili arasında da "uydurma hadis" tartışmaları olmuş, Ebubekir Sifil, Cübbeli Ahmet'in, bütün ikazlara rağmen, bile bile uydurma hadisleri sahih hadis gibi naklettiğini ve şahsı hakkındaki iddialarda gerçek dışı sözler söylemekten çekinmediğini ispat etmişti. Cübbeli Ahmet bu hadiselerden/tartışmalardan sonra da aciz kalmış, Ebubekir Sifil'e karşı da kayda değer cevaplar verememişti. Sifil'e karşı da son derece samimiyetten uzak, elinde bir malzeme olmasa da ortalığı velveleye veren, saçma sapan zorlama yorumlar ile suçlayıp hedef gösteren bir video çekmişti. O günlerden sonra Sifil karşısında da hep susmak zorunda kaldı. Ve böyle saymakla bitmez çirkinliklerin tarafı oldu durdu Cübbesi çıkasıca... Bu şahsın ehli sünnet müslümanlara, cemaatlere, tarikat ehli müslümanlara kocaman zararlar vermesine kendi cemaatinden hocaların ve idarecilerin nasıl olup da sesiz kalabildiği hep kafamızı meşgul ediyordu. Gerçi Ali Kara hoca ve Mehmet Talu hoca ile Cübbeli arasında yakın geçmişte karşılıklı tartışmalar da olmuştu ama onlar kısa sürede alttan almışlardı. Umarız bu sefer bütün bir cemaat olarak dik durabilirler. Cübbeli'nin kaçak saray ile arasının çok iyi olduğu, kaçak sarayın basın ve medyası ile arasının çok iyi olduğu şu günlerde dik durmalarını biraz zor olacak ama imkansız da değil.

Süleymanlılar cemaatinin merhum lideri Arif Ahmet Denizolgun ise uzun yıllardır Cübbeli Ahmet hakkında ''Okumayın hatta evlerinize sokmayın böyle münafıkların kitaplarını'' demişti. 

İşte Akademi Dergisi ve ve Mehmet Fahri Sertkaya karşısında, ispatlı, ciddi ve karşılık verilemez yayınlarım karşısında beş koca sene susup kalıp, sonra ortalığı birbirine katarak Akademi Dergisini ve ben Mehmet Fahri Sertkaya'yı susturmayı deneyen, başaramayıp üç beş gün sonra sert şekilde geri vitese takan ve kendini yalanlayıp duran Cübbeli Ahmet Mahmud Ünlü'nün perişan hali...

İnsan izleyince, onun yerine utanıp yerin dibine geçiyor. 





8 yorum: Leave Your Comments

  1. Darbeye tiyatro diyen, devletin sarayina kaçak diyen, senin din düşmanı chpden ne farkın var, daha müslümanı kafiri ayırt etme kapasiten yok, gezi zihniyeti

    YanıtlaSil
  2. Tam bir iftira sitesi yapmışınız ateşiniz bol olsun

    YanıtlaSil
  3. yukarıdaki arkadaşlara katılıyorum.

    YanıtlaSil
  4. Lanetler olsun bu müfteri siteyi açanlara

    YanıtlaSil
  5. Siz kendi adiniza bir utanin önce!!!!! Asıl tiyatrocu adi ve vatan haini sizler!!!!!!!!!!!!!!!!!!!+

    YanıtlaSil
  6. Sizin cübbeli ile derdiniz ne islamoglu gibi bozuk insanlarla ugrasin. Videoları kesip kesip birlestirmisler

    YanıtlaSil
  7. bu yazıyı yazan yahudi ajanıdır. istediği kadar afkursun. biz cübbeli hocanın yanındayız. hadis ile ilgili söylediklerinede yüzde yüz katılıyorum. 1400 sene geçmiş bütün hadisler ayıklanmış doğrusu yanlışı biliniyor. bu saatten sonra hadisleri doğru yanlış diye ayırmaya çalışmak bu işlerle uğraşmak ancak münafıklıktır.

    YanıtlaSil
  8. mehmet fahri taşkafa denen zırtopoz lavuk. sen cübbelinin kesip attığı tırnak olamazsın.

    YanıtlaSil

More

Whats Hot